RİZOM
İnsan zihninin dünyayı algılama biçimi ve anlam dünyası doğrusal ve hiyerarşik bir düzenden çok; çok yönlü, kesişen ve sınırları sürekli genişleyen rizomatik bir yapıdadır. Deleuze ve Guattari’nin “köksap” kavramında olduğu gibi, anlam tek bir merkezden ya da sabit bir kökten değil; birbirine bağlanan, çoğalan ve farklı yönlere açılan ilişkiler ağından doğar. Öte yandan zihin, nesneleri ve olguları yorumlarken çoğu zaman onları kendi bildiği imgeler, anlatılar ve referanslar üzerinden anlamlandırma eğilimindedir. Pareidolia kavramında olduğu gibi, biçimsiz bir bulutta tanıdık bir yüz görmek ya da gelişen yapay zekâ teknolojilerini insana ait niteliklerle düşünmek, bu eğilimin güncel karşılıklarıdır.
Dil, mit ve görsel kültür de benzer biçimde işler. Geçmişten bugüne taşınan imgeler, yalnızca sabit anlamların ya da eski anlatıların görsel karşılıkları değildir; her karşılaşmada yeniden kurulan, dönüşen ve bugüne eklemlenen canlı yapılardır. Bu nedenle imgeler, durağan geçmiş kalıntıları olmaktan çok, zihnin bugüne taşıdığı ve sürekli devinim halinde tuttuğu enerji alanları olarak düşünülebilir.
“Rizom” sergisi, bu köksapsal yapıdan hareketle toplumsal hafızadaki imgeleri beden, arzu ve güç ilişkileri üzerinden yeniden ele alır. Serginin odak noktasında, imgeler aracılığıyla kurulan ortak bir “insansılık” duygusunun izini sürmek yer alır. Mitolojik bedenler bu bağlamda önemli bir çıkış noktasıdır. İnsanlık, kendini tanımlarken rastlantısal biçimde değil; toplumsal cinsiyet, arzu, iktidar ve temsil gibi seçilmiş kavramlar etrafında bir insan imgesi inşa eder.
Sergide yer alan figürler, bu arketipsel bedenleri yeniden üretirken aynı zamanda onları dönüştürür. Sanat tarihinin kanonlaşmış pozlarını ödünç alan bu bedenler, üzerlerini kaplayan kâğıt katmanları aracılığıyla farklı zamanlara, anlatılara ve imgelere açılır. Üst üste binen parçalar, zihnin aşina olduğu geçmiş imgeleri kazır; insanın dünyayı anlamlandırmak için kurduğu gerçeklik kurgusunu görünür hale getirir. Böylece “Rizom”, izleyiciyi imgelerin belleği, bedenin temsili ve anlamın çoğalan yapısı üzerine düşünmeye davet eder.