Güncel Sergimiz

Firat Engin, Mustafa Duymaz, Seniz Polat, Bawer Doganay, Siya Fatih Gürbüz, Canan Budak, Deniz Aktas ve Mehmet Ali Boran

 

Arura Mardin, bünyesindeki çagdas sanat galerisinde yeni bir seçkiyi agirliyor. Sanati odak noktasina yerlestiren Arura’nin üçüncü sergisi “Yansi”, Firat Engin, Mustafa Duymaz, Seniz Polat, Bawer Doganay, Siya Fatih Gürbüz, Canan Budak, Deniz Aktas ve Mehmet Ali Boran’in yapitlarini bulusturuyor.

 

7 Ocak - 25  Mart 2025 tarihleri arasinda izlenebilen, ‘görünmeyeni görünür kilmayi’ amaç edinen sergi, derin çatlaklar arasindan sizan, silinmeye çalisilan ama her defasinda kendini yeniden var eden izlere odaklaniyor. Kentlerin ruhunu yutan beton duvarlarin ardinda yankilanan insan çigliklari, yok edilen doganin sessiz haykirislari ve giderek görünmez kilinan kadin ve çocuklarin varolus mücadelesi bu sergide beden buluyor.

 

Firat Engin, hafizalarda yer eden bazi sembolleri ve anlamlarini yeniden yorumladigi çalismalarinda birey-toplum iliskisini ele aliyor. Mustafa Duymaz kent ve insaatlari basrole yerlestirdigi tuvallerinde, bitmek bilmeyen insaatlari kendine has üslubuyla ele alarak kentlesme çilginligini elestiriyor. Samimi, gündelik anlardan ilham alan çalismalarinda rengarenk, duygusal ve yer yer fantastik bir dünya kuran Bawer Doganay, Mardin’in çok sesliligini renklerle islenmis yagliboyalarina yerlestiriyor. Siya Fatih Gürbüz, hiper gerçekçi resimlerinde zihin, beden ve ruh kavramlarini incelerken izleyicinin sorular sormasini ve düsünmesini saglamayi amaçliyor. Çalismalarini ve yasamini Mardin’de sürdüren Canan Budak performans ve mekânin bellegine özgü isler üretiyor. Video, enstalasyon, seramik, performans gibi farkli medyumlarla üreten Mehmet Ali Boran, aidiyet, yerinden edilme, kültürel miras, ve bellek meselelerini mercek altina aliyor. Seniz Polat, öznel gerçekliginden yola çikarak ortaya koydugu üretimlerinde ev içi durumlari desifre ederek, sosyo-kültürel ve ekonomik yapiyi kapsayan kodlari görünür kiliyor. Deniz Aktas ise kentsel çürümeyi, çevresel çöküsü, yerinden olan veya göç eden insanlari ve hem kentlerin hem de doganin travmatik dönüsümünü yansitiyor.

 

“Yansi”, sadece sanat eserlerini görmek degil; bu eserlerin çagrisini duymak, onlari hissetmek ve kendi bireysel sorumlulugumuzla yüzlesmek için bir davette bulunuyor. Çünkü her iz bir hikâye tasiyor ve her gölge, var olan bir isigin habercisi olarak karsimiza çikiyor.